Döndüm geldim, baktım gördüm ki ben aynı ben, kimim ben?
Hem de ne fena, çok, dağıldım. Yandım, kül oldum, külleri toparladım, bekliyorum.
Tutkumun peşindeyim ancak o yok ortada, nerede kaybettim, ne zaman, neydi ki o o zaman, bilemedim, lakin bilmek isterdim.
Zihin hasta olmuş ise ne çare bedene, alsan bile multi-vitamin üstü gingembre.
Kendimle kalamadığım şu günlerde iyice unuttuğum şimdiyi gelecekte aramaktan kaynaklı bir yorgunluk ile karışık, geçmişin izleri eziyor bünyemi.
Düzensizlik içerisindeki düzensizliğim ile geldiğim bu noktada ihtiyaç duyduğum düzene, hem de içerisindeki düzenle birlikte kavuşmakla birlikte, yıllar süren kaçışın sonucu olan bir kırgınlık da yok değil hani aramızda, geçer lakin, geçer elbet.
En güzel 5 dakikanın ne zaman yaşanacağı belirsizken, her 5 dakikaya aynı beklentiyle bakmak en güzel olan.
Geriye dönüp baktığımızda o gün, yaptıklarımızdan değil yapmadıklarımızdan dolayı pişman olacağız madem (dönüp bakanlardan biliyoruz), kıçımızı kaldırmakta fayda görüyorum.
Her anıyla çok keyifli bu hayata daha fazla ihanet edemezdim, itiraf ettim her şeyi, fakat o yine de benimle, ve mesuduz şimdi birlikte.
Bulunduğun yere ait olmadığın hissinin gücü ile hala orada bulunmak zorunda olmanın birleşimi baş ağrısı mıdır?